20 Ekim 2009 Salı

bir ki üç, kayıt.

"ben olanaklardan yararlanmasını bilmiyorum, bu boşa giden gökyüzünün altında, bomboş bir yürekle, başıboş gelişigüzel yürüyorum.."
...

bu cümleyi ne zaman tekrar etsem içimden, içime bir ağrı geliyor, hem yararlanmayı denediğim berbat olanaklar silsilesi yüzünden hem de yararlanmakta gerçekten aciz olduğum diğer şeylerden hayatımdaki.. insanın kendisini çaresiz hissettiğine inandırması için ne de doğru bir tespit "..bomboş bir yürekle başıboş.."

benim için hep bir tarafı yoktu sanki bu işin. hani hep bildiklerimle oldurduklarımı paralel sanarak ilerlediğimden olacak.. -halbuki bildiklerimle ne alakası vardı olanların, hepsi çok uğraşmakla muteber- ben hep iyi yaptığımı sanarak, bir gayret rotüş atarken sağına soluna bir tek akıllıların görebildiği olanaklarımın, bravo, her yanım yıldız dolmuştu çoktan, çarptığım kafama takılan..

sonra kaçacağım bir köşe buldum sandım, biraz baş ağrısı, biraz dumanaltı, biraz loş ışık, sessizlik. beceremedim iki ayak üstünde doğru durmayı, şimdi tek isteğim hiç bir şey yapmadan, hiç bir şeyi sevmeden öyle durmak.
beklentisiz, telaşesiz, saate bakmadan, hikaye biriktirmeden anlatacak, hiç merak etmeden afiyette olup olmadığınızı, bomboş..
bomboş bir yürekle...
artık beni sevmemekte özgürsünüz, çünkü ben artık sizi hiç sevmiyorum.
Radikal gazetesi haftasonu hangi diziyi sevmiyorsunuz diye bir anket yapmış. Adem Abi'nin haklı isyanına katılıyor gözlerinden öpüyorum.
Adem Sakallıoğlu (Fabrika işçisi, 30) :
Bizim çocuklar büyülü müyülü diziler izliyor. Onları sevmiyorum. Büyü yanlıştır, dinimizde yoktur. ‘Bez Bebek’i izliyorlar, oradaki cadıyı sevmiyorum. Cadı mı, bebek mi, insan mı? Bu büyülü diziler çocukları yanlış yetiştiriyor. Sonra bizim sözümüzü dinlemiyor ki çocuk, nasıl olsa büyü yaparım diye düşünüp yaramazlık yapıyor.

16 Ekim 2009 Cuma

"Kadının kötüsü kadar kötü, iyisi kadar da iyi bir yaratık yoktur!"
Euripides

15 Ekim 2009 Perşembe

Alıcı Kuşlar Gibi Başımın Üstünde Dönüp Durma Çocuk!

son zamanlarda hiç bu kadar uzun duş almadım,
duş değil bunun adı bildiğin kırklandım,
toplanınca bir servet olduğunu dehşetle farkettiğim kozmetiklerimi döktüm,
vücudumun her bir santimetre karesine ayrı bir krem sürdüm,
suratımda kuruyunca soyulacağı iddia edilen maskem,
ve kırkı da kuyruklarını değdirmemek konusunda doktora tezi yazmış tilkiler...

kalıcı dünya barışı hakkında bile bir çözüm önerim var artık
lakin yeniden senin olup olmamak konusunda fevkalade kararsızım.

3 Ekim 2009 Cumartesi

mono-dio-logue

Bugün burada, bambaşka şeylerden bahsedeceğime söz vermiştim, demiştim ki kendi kendime, “bugün onlara özenli bir el yazısıyla yazılıp bırakılmış bir pusulayla gideceğim” ki beni sürekli uçlarda savrulan biri olarak görmesinler, ayaklarımın yere bastığından şüphe etmesinler. Ama tam göstereceğim bir pusulam var bu sefer derken tekrar cenin pozisyonunda buldum kendimi, oysa;


Kendimi sunmakta bol keseden, bol kepçe, cömert davranacaktım. Sabah uyandığımda başucumda “kendini bırakışın çok güzeldi” yazan pusula bulacaktım, gülüp geçip en fazla gerinip kendimi bozamayacaktım. Lütufkar, nazik, küstah, kadirşinas ama bir o kadar da özgüvenli olacaktım.


Yok, mümkünü yok. Arkadan hayaletler ayaklanıyor, iki üç adam sesi “seni arayamazsam meşguliyetimdendir” , “sen gördüğüm en harika kadınsın”, “buna kızdığına inanamıyorum”


Beni seviyor, onu seviyorum, beni seviyor…


Ah insan isteyince her şeyde alt metinler bulabiliyor aslında, ne yetenek!


Bazen şaşalıyorum olmadık sanmalarımızla, ama ben ilişkilerden anlamıyorum ki zaten, ben bu yorumları yapacak kadar sınanmadım henüz, kim dost kim düşman kim sevgili, ey sevgili?


Çoğu zaman kendimden kaçıyor aklım -ki hayatta kaybetmeyi göze alamayacağım tek şey aklımdır-


Hep sevmezsen mi severler, kendini bırakırsan düşer misin gerçekten, bir ilişkiye başlaman için kendini bitirmen mi gerekli, bir kadın nerede biter ve bir ilişki nerede başlar?


İşte bilmediğim bir dolu başka şey -hayır, tekrar tekrar tecrübe etmek niyetinde değilim-


gel ve gitlerimi de alıp özensiz el yazımla bir not bırakıp kuşluk vakti gidiyorum.


“Hiç kimseye ait olmak niyetinde değilim, şimdilik. Evet!”