7 Aralık 2009 Pazartesi

önümden çekilin, göremiyorum!

ayaga kalktim ha yurudum ha yuruycem. arkamdan sesler geliyor, cok oralı olmuyorum, buralı da degilim cok, bu kaybolmusluk harika. defalarca konustum seninle, dedim ki oyle degil, dediim ki yanlıs bir sey bu, aklımız yok mu bizim? hic aklıma gelmezdi aklının olmayacagi, simdi hepsini bir bir tek tek ben, yeniden hesaplıyorum -boyle seyler hep bana kaliyor-,

defalarca anlatmistim sana, "neden" dedin hep, "acaba bundan mı" dedin sonra, sen hep catidaki anteni duzeltiyordun sanki de ben asagidan "biraz daha sola, simdi birak, yok yok cek" diyordum. aslında catidaki adamım sanirken, penceredeki entariydim işte basbayagi. sen de bundan hic bir sey anlamiyordum, anlayasin yoktu. iyi ki yoktu. saglikli olan sensin icimizde, televizyona takilip kalan da benim. tum bunlar benim sucum. bir gun sokaga ciktiginda alelade bir yolda, bir anda yururken aklina takilan bir kelimenin anlamini sormak icin beni aradiginda ölesiye gulersem hic sasirma. zaman yokmus gibi, mekan yokmus gibi, aslında ozunde hic bir bok yokmus gibi coskuyla itip kaktigimiz bu kocaman ipsiz sapsiz seruven; birimizin ozru, digerimizin kabahati sadece.

elimden kumanda dustu.

kafam iyice karisti.

egildim.

susamisim su ictim. kafami cevirdim, "bravo" dedim, gazeteye takildi gozum..

falan filan, aslinda her seyi cok iyi bildigimiz icin susmamız belki bir anda beni "ohh" latan bu odada, bu inanilmaz huzurla, bu inanilmaz inancla duvara, haliya ve etrafta bana alkıs tutan diger bin bir noktaya baka baka, sırıta sırıta

ki;
inek vardır; alelade, agac vardır; alelade, inek agaca cikarsa, ama inek agaca cikarsa bir gun sayet, iste bu harikulade..!

Hiç yorum yok: